Oturum Aç

Kaydol

Hesap oluşturduktan sonra ödeme durumunuzu ve onayı takip edebileceksiniz.
Kullanıcı adı*
Şifre*
Şifreyi Onayla*
Ad*
Soyad*
E-posta*
Telefon*
İletişim Adresi
Ülke*
Occupation*
*Hesap oluşturmak, Hizmet Şartlarımızı ve Gizlilik Bildirimimizi kabul ettiğiniz anlamına gelir.
Bir sonraki adıma geçmeden önce lütfen tüm hüküm ve koşulları kabul edin

Zaten üyemisiniz?

Oturum Aç

Oturum Aç

Kaydol

Hesap oluşturduktan sonra ödeme durumunuzu ve onayı takip edebileceksiniz.
Kullanıcı adı*
Şifre*
Şifreyi Onayla*
Ad*
Soyad*
E-posta*
Telefon*
İletişim Adresi
Ülke*
Occupation*
*Hesap oluşturmak, Hizmet Şartlarımızı ve Gizlilik Bildirimimizi kabul ettiğiniz anlamına gelir.
Bir sonraki adıma geçmeden önce lütfen tüm hüküm ve koşulları kabul edin

Zaten üyemisiniz?

Oturum Aç

Hiç Kimse Gereksiz ya da Değiştirilebilir değildir

Hayatının anlamdan yoksun olduğunu düşünen çaresizlik içinde intihara teşebbüs etmiş ve birinci kattan atlamış ama şans eseri küçük sıyırıklarla kurtulmuş.

Kadın: “Düşündüm ki eğer ben ölürsem kocam daha iyi ve daha mutlu bir kadınla evlenir, çocuklarım da hep vır vır eden bir anneden özgürleşip biraz nefes alırlar. Kimsenin beni özleyeceğini sanmam her gün o alışveriş yaptığım dükkândaki asistan kız bile ya da dostlarımız, komşularımız. Bu dünyada olmam hiçbir fark yaratmıyor.”

Bu kanının hiçbir hastalığı bulunmuyor, ancak, kendisini değersiz hissediyor. Kendisini gereksiz, işe yaramaz ve ailesine, çevreye karşı bir yük olarak görüyor.

Böyle bir durumda nasıl müdahale edilir?

İki tez bu tip durumlar için uygun olabilir. Birincisi:

Yaptığımız her bireysel eylem, kişisel, benzersiz ve başkaları tarafından kopyalanamaz bir biçimde bizim tinsel parmak izimizi taşır

Bu ne demek?

Bu şu demek, bir kişinin ne yaptığı ne söylediği hiçbir şekilde bir başkasının yaptığı, söylediği ile eş değildir demektir. 100,000 kişiden bir manzaranın resmini yapmasını istediğinizde 100,000 farklı resim elde ederiz demek. Tabii, bu sadece sanat için geçerli bir durum değil, sıradan işiler için de geçerlidir. Bu, sokağı süpüren, çöpü toplayan belediye işinde bile böyle. O biricik olan kişinin kendisini nasıl ifade edeceği ile ilgili bu sokağı süpürürken de çöpü toplanırken de geçerli.

Kendisini değiştirilebilir bir eş, bir anne, bir müşteri olarak gören ve intihar girişiminde bulanan kadın yanlış düşünüyordu. Evet doğrudur onun görevleri, rolleri başka birisi tarafından doldurulabilir, ancak, bir kişi olarak, o değiştirilemez olandır, tekdir biriciktir. Onun ölümüyle birlikte o biricik olan, girdiği ilişkinde yaptığı işlerde kendi etkisini bırakan da ölür. Bunu ifade edebilmek adına aynı yumurta ikizlerinin yaşanmış hikayesini anlattım. Görünüşleri tıpa tıp benzeyen bu aynı yumurta ikizlerinden birisi kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiş. Öldüğünde evli ve iki küçük çocuğu varmış. Ne zaman ikiz kardeş ölmüş kardeşinin evine gitse kardeşinin çocukları korkudan yatağın içine saklanıyorlarmış. Saklanma sebepleri bir illüzyon yaşamaları değil ölmüş babalarının eve gelmiş olduğu sanrısıydı. Aynı görünüş, aynı ses, aynı ifade o kişi demek değildir. Çocuklar da bu antropolojik olguyu tam anlamasalar da sezgisel olarak bir “yedek” baba olgusunu reddetmişlerdir.

Danışanım olan kadın “kendisinin değiştirilemez” olduğu fikri karşısında şaşırdı ve sordu

 “Benim neyim özel olabilir ki?”

Aynaya bakmasını istedim ve sordum:

“Gördüğün kadın günün birinde şimdiki yaşam arkadaşı olan eşini seçti. O kadın şimdiki çocuklarını hayata getirdi. O kadın her an çocuklarının kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için bir şeyleri seçiyor ve onun mücadelesini veriyor. Mahalle marketinden alışveriş yaparken iletişime girdiği tezgahtarla girdiği iletişimde bir içtenlik yakalamaya gayret ediyor. Ev işlerini kim için ne için yapacağını seçebilir. Senin ile ilgili özel olan işte bu, her an neyi ne için yapacağının kararlarını vermek, binlerce olabilirlikten birini seçmek”

Şaşkın bir biçimde kedisi ile ilgili farkındalıklara bakarak:

“Hiç seçme şansım olduğumu düşünmemiştim ya da seçimlerimin nelere yol açabileceğini” dedi.   Bundan sonra daha özenle ve düşünerek hareket etmem gerekiyor diye de ekledi.

Bir felaket, değiştirilemez bir kader yaşanan kişilere İpucu

Hiçbir zaman unutmaman gereken şey, tek ve biricik olduğundur. Pek çok kişi senin şu an geçtiğin acılar içinden geçti veya geçiyor, ancak, hiç birisi bu başına gelmiş karşısında senin gibi cevap veremez, çünkü, içinde olduğunuz durum tekil, hiç kimse daha önce bu durumda olmadı. Seçim yapacak olan sensin, kaderin, korkuların, dürtülerin değil. O en derin iç sesinize uygun yaptığın her seçim senden geriye bir tinsel parmak izi bırakır.  Bu sonsuzluğa kazınmış bir kişisel damgadır. Bu nedene durumun ne olursa olsun seçimini bunu bilerek yap.

Elisabeth Lukas “Stillness & Concentration” kitabından alıntıdır p.9-11

Leave a Reply