Oturum Aç

Kaydol

Hesap oluşturduktan sonra ödeme durumunuzu ve onayı takip edebileceksiniz.
Kullanıcı adı*
Şifre*
Şifreyi Onayla*
Ad*
Soyad*
E-posta*
Telefon*
İletişim Adresi
Ülke*
Occupation*
*Hesap oluşturmak, Hizmet Şartlarımızı ve Gizlilik Bildirimimizi kabul ettiğiniz anlamına gelir.
Bir sonraki adıma geçmeden önce lütfen tüm hüküm ve koşulları kabul edin

Zaten üyemisiniz?

Oturum Aç

Oturum Aç

Kaydol

Hesap oluşturduktan sonra ödeme durumunuzu ve onayı takip edebileceksiniz.
Kullanıcı adı*
Şifre*
Şifreyi Onayla*
Ad*
Soyad*
E-posta*
Telefon*
İletişim Adresi
Ülke*
Occupation*
*Hesap oluşturmak, Hizmet Şartlarımızı ve Gizlilik Bildirimimizi kabul ettiğiniz anlamına gelir.
Bir sonraki adıma geçmeden önce lütfen tüm hüküm ve koşulları kabul edin

Zaten üyemisiniz?

Oturum Aç

Zihin ve Beden Birlik Olursa

Gerçek umudun her türlü nedene karşı umut etmek olduğunu söylemiştik. Bu hiçbir biçimde sebepsiz veya anlamsız değildir

“Hayaller Gerçek olabilir” başlıklı yazıda, Bob’un deniz suyunu içebilmesi örneğinde olduğu gibi, açıkça, irrasyonel olan ancak, tamamen anlamlı olan bir paradoks durumu ortaya çıkabilir.Bir başka örnek, ünlü şair Theodor Storm’un yaşamının son dönemine ilişkindir. 1887 yılında aile doktoru tarafından ileri düzeyde mide kanseri teşhisi koydu. Theodor Storm bu kaderle cesurca başa çıkmaya çalıştı. Ancak, soğukkanlılığını koruyamadı ve hızla geçen günlere bakarak moralini bozdu. Bu melankolik ruh hali şiirini etkiledi. Aşağıdaki satırlardaki acı bunun kanıtıdır.

Güçlü adımlarla bozkırda yürüdüm,

Yine de ne cılız yankılandı

Sonbahar gelmiş, bahar geride kalmış,

O zamanki neşe ve şarkılar nerede şimdi?

Hayat ve aşk hızla benden uzaklaşırken

Storm anlatılamaz acılar çekti. Sonra birden umutlandı. Daha önce danıştığı başka bir doktorun teşhisine inandı. O doktor, kötü huylu olmayan ve kendi kendine geri çekilecek olan genişlemiş bir aort teşhisi koymuş.

Storm kanser olmadığına kendini inandırdı. Hayatı kucakladı ve en büyük eseri olan Schimmelreiter (Dykemaster) romanı üzerinde çalışmaya başladı. Storm kimsenin mümkün olmadığını düşündüğü bir şeyi başardı (aile hekimi dahil). 4 Temmuz 1888’de vefat etmeden önce en büyük eserini tamamladı.

Bu kendini kandırdığı anlamına mı geliyor? Öyle görünebilir, ama umudun bilgeliği daha yücedir. Umudunu kaybedip, hayata olan güvenini yitirmiş olsaydı hem kendisi ve hem de dünyayı muhteşem bir eserden mahrum bırakacaktı. Hayır, mantığın göremeyeceği bir yer yerlere inanması gerekiyordu ve bu inanç ona muhteşem sanat eseri meyvesini hediye etti.

Bu arada, bu örneklerin mantığın ötesinde işlediğinin kanıtı olarak, bu örnekler genelleştirilemez. Bir deniz kazasına uğramış birinin deniz suyu içerek ani ölümü önleyebileceği sonucu çıkarılmamalıdır. Herhangi bir durumda, bir kişi için en anlamlı olan şey “yukarıdan gelir”.

Umut insanı mucizeye yönlendirir. Emin olabileceğimiz tek sonuç, ruh ve bedenin en iyi şekilde uyum içinde olabilmesi ancak umut ile mümkün olur.

Bob, Norveçli yük gemisi ortaya çıkana kadar dayanabilecek tek kişiydi ve bu sadece onun içecek su bulması ile ilişkilendirilemez. Bob’un olumlu zihinsel tutumu, vücudunun direnmesine yardımcı oldu. Strom’un kansere yenik düşen bedeni son rezervlerini harekete geçirebilmişti, ancak bu aile doktorunun çabalarından kaynaklanmıyordu. Storm’a ilham olan, biyolojik durumunun ötesinde kısa bir süre yaşamasına sebep oldu. Ruh umuda yöneldiğinde, beden daha yavaş çöker.

Ludwig van Beethoven, yaşadıkları karşısında aşağıda yazdığı satırlar gibi.

Doğrudan veya dolaylı, davetsiz gelirler; Doğada, ormanda, dışarıda yürürken, gecenin sessizliğinde, sabahın erken saatlerinde, karşımda bulurum. Gönle dokunan ne varsa hep yukarıdan gelir. Yoksa o notalar ruhsuz bedenler gibi olur.  Çamur ve kil. Ruh, topraktan ilahi kıvılcımlara doğru yükselmelidir. Çiftçinin değerli tohumu emanet ettiği bir tarla gibi, öyle ki, geldiği kaynağa uzanıp, çiçek açıp bol bol meyve vermesi gibi.

van Beethoven, L. (1997). Beethoven: ein Wegweiser für den Musikhörer in Zitaten und Zeugnissen. Musicosophia-Verlag: pp. 35, 42

Bu nedenle, bestecinin sağır olmuş kulağına karşın, kalbinin ve ruhunun iç sesini duymasını umut dolu bir tutum içinde olduğu sonucuna varabiliriz. Beden ve ruh birlikte çalışarak neredeyse her türlü engelin üstesinden gelebilir.

Bir felaket, değiştirilemez bir kader yaşanan kişilere İpucu

Aynı şekilde ruhunuz ile bedeniniz arasında bir bağ kurabilirsiniz. Bu, gerekirse her şeye rağmen umut etmeye devam ettiğinizde olur. Ancak, ümit, hedeflenen bir amaç için emredilecek bir şey olamaz. Umut, durumunuza uygun mucizelere içten bir inanışla belirir. Mantıklı çıkarımlara kendinizi zorlamadıkça ya da mantıksız korku ve taleplerle müdahale etmediğiniz, durumda, özgürleştiğinizde bu tür mucizelerin gerçekleşeceğine dair sizi temin ederim

Elisabeth Lukas

Elisabeth Lukas “Stillness & Concentration” kitabından alıntıdır p.21-23

Leave a Reply